SON YAZILARIM
Son Yorumlarım
Tavsiyelerim
AÇIKLAMA
- BU BÖLÜME İSTEDİĞİNİZ BİR KOD EKLEYEBİLİRSİNİZ
Frane Selak...Yaşı 70’in üzerinde bir emekli öğretmen. Hırvatistan’da yaşıyor.
Tam 7 felaketten kurtuldu, dünyanın en şanslı insanı oldu.
1962:
Saraybosna’dan kalkan, Dubronik’e giden trene bindi. Tren raydan çıktı ve birkaç
vagon nehre düştü. Buz gibi suda 17 kişi boğuldu. Selak’ın kolu kırıldı ama
kurtuldu.
1963: Zagreb’te DC-8 tipi bir uçağa bindi.Uçak havadayken
kapısı açıldı ve Selak aşağı düşen 20 kişiden biriydi. Kazada 19 kişi öldü!
Selak saman yığınına düştüğü için yaralı olarak kurtuldu.
1966: Bindiği
otobüs nehre uçtu. 4 kişi öldü, o birkaç sıyrıkla kurtuldu.
1970:
Otomobiliyle giderken motor alev aldı. Kendini dışarı zor attı, aracın benzin
deposu infilak etti.
1973: Otomobilinde meydana gelen patlamada
saçlarının bir bölümünü kaybetti.
1995: Zagreb sokaklarında otobüs
çarptı.Yaralı kurtuldu.
1996: Otomobil bir virajda Birleşmiş Milletler’e
ait kamyonla çarpıştı. Otomobiliyle uçuruma uçtu.O bir ağacın üstüne düştü,
otomobili yandı.
2003: Frane Selak, piyangodan 1.3 trilyonluk ikramiye
kazandı. Şimdi amacı kazasız belasız yaşamak.
Noel Bayramının Kökeni Türkler!
İnanabilir misiniz, yüzyıllardır
Hıristiyanları n İsa'nın doğuşu olarak kutladığı "Noel Bayramı "nın çok eski
Türklerin "yeniden doğuş bayramı" olduğuna? Nereden nereye; inanılacak gibi
değil, değil mi?
Ben de ne yazık ki yeni öğrendim. Bu senenin galiba
ilk başlarında idi... Adnan Atabek imzalı bir e-mail aldım. Yazı bana çok ilginç
gelmişti ve Hıristiyanları n Noel Bayramı'nın tamamıyla Türklerden alınmış
olduğunu gösteriyordu! Fakat üzerinde durmaya vaktim olmadı; bir de Noel
zamanına doğru ele almayı düşünmüştüm. Bu arada, Türk devletlerinden başka
birilerine de aynı konuyu bilip bilmediklerini sordum. Yanıt - İran'ın
Azerbaycan bölgesinden- İsmail Bey'den geldi. İsmail Bey'in verdiği yanıtın -tam
olarak aynı olmasa da- gelen mektuptaki anlatıya çok uyduğunu gördüm.
Olay şöyle:
Türklerin tek tanrılı dinlere girmesinden önceki
inançlarına göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir " akçam
ağacı" bulunuyor. Bu ağacın tepesi de gökyüzünde oturan tanrı Ülgen'in sarayına
kadar uzuyor ve buna " hayat ağacı" diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün
halı, kilim ve işlemelerimizde bulabiliriz. Ülgen, insanların koruyucusu;
sakallı ve kaftan giymiş olarak sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, güneşi
yönetiyor.Türklerde güneş çok önemli.
İnançlarına göre, gecelerin
kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece, gündüzle savaşıyor.
Uzun bir savaştan sonra da gün, geceyi yenerek zafer kazanıyor. Bu, güneşin
yeniden doğuşu; bir " yeni doğum" olarak algılanıyor Türklerde. Bayramın adı
"Nardugan". "Nar=güneş ", "tugan/dugan" da "doğan". Astronomik olarak o günden
itibaren geceler kısalmaya, günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini ve
yeniden doğuşunu Türkler, büyük şenliklerle " akçam ağacı" altında kutluyorlar.
Güneşi geri verdi, diye Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları tanrıya gitsin, diye
ağacın altına hediyeler koyuyorlar; dallarına bantlar bağlayarak o yıl için
dilekler diliyorlar tanrıdan... İnanca göre, bu dilekler muhakkak yerine
geliyormuş. Bu bayram için evler temizleniyor ve güzel giysiler giyiliyor;
ağacın etrafında şarkılar söylenip oyunlar oynanıyor.
Yaşlılar,
büyükbabalar ve nineler ziyaret ediliyor; aileler bir araya gelerek birlikte
yiyip içiyorlar. ( Yedikleri, yaş ve kuru meyveler yanında, özel bir yemek ve
bir tür de şekerleme.) Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa
ömrün çoğalacağına, uğur geleceğine inanıyorlar.. . Yazılana göre, " akçam ağacı
" sadece Ortaasya'da yetişiyormuş. Mesela, Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. O
yüzden, bu olay Türklerden Hıristiyanlara geçmiştir; Hıristiyanlar, Hunların
Avrup'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek almışlardır bu töreni, deniyor.
İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok! Doğum, güneşin yeniden doğuşu.
Meydan Larousse'ta, İsa evrenin nuru olarak algılanıyor ve bu olayın
pagan halklardan alınıp İsa'ya yakıştırıldığı yazılıyor. İnternet'te yazıldığına
göre, İmparator Kostantin (324-337) zamanında İznik'te toplanan konsülde, 22
Aralık'ta güneşin doğumu için yapılan bu " pagan bayramı" İsa'nın doğumu olarak
24 Aralık'a alınıyor ve buna da "Noel Bayramı" deniyor. ( Batı kilisesi [yani
Katolikler], 25 Aralık'ta kutluyorlarmış bunu.) Çam süsleme ise, ilk olarak
1605'te Almanya'da görülüyor ve oradan Fransa'ya geçiyor.
Ne kadar
ilginç değil mi? Batı, en büyük bayramını göçebe ve ilkel (!) olarak tanımladığı
Türklerden yürütmüş! Yeni yapılmakta olan çalışmalarla Batı'ya Türklerden kim
bilir daha nelerin geçtiği ortaya çıkacak! Belki de yazının ve dillerin anasının
da Türkler olduğu kanıtlanacak.
Muazzez İlmiye Çığ
Sumerolog